2026 FIFA Dünya Kupası, futbol dünyasının bugüne kadar tanık olduğu en geniş kapsamlı organizasyon olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor. 11 Haziran 2026 tarihinde Mexico City’deki efsanevi Estadio Azteca’da başlayacak olan bu dev turnuva, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde gerçekleşecek. Toplamda 48 takımın mücadele edeceği, 104 maçın oynanacağı ve 39 gün sürecek olan bu maraton, futbolun küresel etkisini daha önce hiç olmadığı kadar genişletecek. Bu yeni ve genişletilmiş formatta takımlar, her birinde dört ekibin yer aldığı on iki gruba ayrıldı. Grubunu ilk iki sırada bitirenlerin yanı sıra, en iyi sekiz grup üçüncüsü de bir üst tura yükselecek. Bu karmaşık ve strateji odaklı yapının en çok dikkat çeken bölümlerinden birini ise kuşkusuz I Grubu oluşturuyor.
I Grubu; Avrupa devleri Fransa ve Norveç’i, Afrika’nın son dönemdeki en istikrarlı gücü Senegal’i ve Asya’dan büyük bir mucizeyi gerçekleştirerek gelen Irak’ı bir araya getiriyor. Bu dörtlü arasındaki mücadeleler, futbolseverlere sadece teknik ve taktik bir şölen sunmakla kalmayacak, aynı zamanda derin tarihsel hikâyeleri ve bireysel yıldızların rekabetini de sahneye taşıyacak. Grubun maç programı 16 Haziran ile 26 Haziran 2026 tarihleri arasında planlanmış durumda. Maçlar ağırlıklı olarak ABD’nin doğu kıyısında; New Jersey’deki MetLife Stadyumu, Massachusetts’teki Gillette Stadyumu ve Philadelphia’daki Lincoln Financial Field’da oynanacak. Ayrıca Senegal ile Irak arasındaki mücadele için takımlar Kanada sınırını geçerek Toronto’daki BMO Field’da kozlarını paylaşacak.
Fransa ve Didier Deschamps Döneminin Son Perdesi
I Grubu’nun mutlak favorisi olarak gösterilen Fransa, turnuvaya sadece bir şampiyonluk adayı olarak değil, aynı zamanda bir devrin sonunu temsil ederek geliyor. Teknik direktör Didier Deschamps’ın milli takımın başındaki son turnuvası olması beklenen bu şampiyona, Fransızlar için duygusal bir anlam taşıyor. 2018’de kupayı kaldıran, 2022’de ise finalde dramatik bir şekilde kupayı elinden kaçıran “Horozlar”, bu kez yarım kalan işi tamamlamak istiyor. Deschamps’ın elindeki kadro derinliği, dünyanın diğer pek çok milli takımı için ulaşılması imkânsız bir seviyede. Her mevkide en az iki dünya klasında oyuncuya sahip olan Fransa, turnuva tecrübesiyle rakiplerinden bir adım öne çıkıyor.
Kylian Mbappé liderliğindeki hücum hattı, hızı ve bitiriciliğiyle rakipler için en büyük tehdit unsuru. Mbappé’nin yanı sıra Ousmane Dembélé ve Bradley Barcola gibi kanat oyuncularının yaratıcılığı, Fransa’nın oyun planının merkezinde yer alıyor. Orta sahada Aurélien Tchouaméni ve Eduardo Camavinga gibi isimlerin dinamizmi, savunmada ise William Saliba ve Dayot Upamecano’nun fiziksel üstünlüğü takımı dengeliyor. Mart 2026’daki hazırlık maçlarında sergilenen performans, Fransa’nın turnuvaya ne kadar ciddi hazırlandığını gösterdi. Gillette Stadyumu’nda Brezilya karşısında alınan 2-1’lik galibiyet, takımın taktiksel disiplinini ve maçın son anlarındaki konsantrasyonunu kanıtlar nitelikteydi. Fransa, ilk grup maçında Senegal ile karşılaşarak 2002’deki unutulmaz açılış maçının rövanşını vermeye çalışacak.
Norveç’in Yükselişi: Haaland Faktörü ve Rekorlar
Norveç futbolu için 2026 Dünya Kupası, 28 yıllık uzun ve sancılı bir bekleyişin sona ermesi anlamına geliyor. En son 1998 yılında Fransa’da düzenlenen turnuvada yer alan İskandinav ekibi, o günden bu yana büyük turnuvaların hep kıyısından döndü. Ancak bu kez durum farklı; Norveç’in elinde futbol tarihinin gördüğü en ölümcül golcülerden biri olan Erling Haaland ve onun oyun vizyonunu tamamlayan Martin Ødegaard gibi bir lider var. Ståle Solbakken yönetimindeki Norveç, eleme grubunda sergilediği kusursuz performansla sadece I Grubu’ndaki rakiplerine değil, tüm dünyaya net bir mesaj gönderdi: “Geri döndük ve tehlikeliyiz.”
Norveç’in eleme sürecindeki istatistikleri gerçekten göz kamaştırıcı. Haaland, eleme aşamasında attığı 16 golle rekorları altüst ederken, takımının hücum gücünün ne kadar merkezi bir parçası olduğunu gösterdi. Özellikle Moldova maçında attığı beş gol ve İtalya deplasmanında San Siro’da sergilediği performans hafızalardan silinmeyecek cinsten. Ancak Norveç sadece Haaland’dan ibaret değil; Antonio Nusa ve Oscar Bobb gibi genç yeteneklerin hızı, Ødegaard’ın pas kalitesi ve savunmadaki disiplin, takımı komple bir yapıya dönüştürüyor. Norveç için gruptaki en kritik dönemeç, 22 Haziran’da Senegal ile oynayacakları maç olacak. Bu müsabakanın sonucu, Norveç’in grup liderliği mi yoksa ikincilik mi için mücadele edeceğini belirleyebilir.
Senegal ve Irak: Sürpriz Peşindeki Ekipler
Senegal, Afrika kıtasının gururu olarak bu grupta yer alıyor. Son Afrika Uluslar Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan ve kıtanın en iyi takımı unvanını koruyan “Teranga Aslanları”, fiziksel güçleri ve taktiksel esneklikleriyle biliniyor. Pape Thiaw yönetimindeki ekip, Sadio Mané’nin tecrübesi ve Nicolas Jackson’ın enerjisiyle hücumda etkili olmayı hedefliyor. Senegal için saha dışındaki yasal süreçler ve AFCON finali sonrası yaşanan tartışmalar bir dikkat dağınıklığı yaratsa da, oyuncuların profesyonelliği bu durumun üstesinden gelebilecek düzeyde. Senegal’in Fransa’ya karşı oynayacağı ilk maç, grubun tüm dengelerini baştan aşağı değiştirebilir.
Öte yandan Irak, 40 yıllık bir hasreti dindirerek turnuvaya katılma hakkı kazandı. Graham Arnold yönetiminde büyük bir değişim yaşayan “Mezopotamya Aslanları”, play-off aşamasında Bolivya’yı mağlup ederek turnuvaya vize alan son takım olmayı başardı. Irak için bu turnuvada yer almak başlı başına bir zafer olsa da, sahadaki mücadeleleri bu başarının ötesine geçebilir. Ali al-Hamadi ve Aymen Hussein gibi oyuncuların hırsı, Irak’ın gruptaki “kolay lokma” olmadığını kanıtlayacaktır. Irak’ın stratejisi muhtemelen sıkı bir savunma ve hızlı hücumlar üzerine kurulu olacak. 48 takımlı sistemde bir beraberlik bile onları en iyi üçüncüler arasına sokarak bir üst tura taşıyabilir, bu yüzden her dakika onlar için hayati önem taşıyor.
Sonuç olarak I Grubu, 2026 Dünya Kupası’nın en ilgi çekici hikâyelerine ev sahipliği yapacak. Fransa’nın tecrübesi, Norveç’in gol makinesi Haaland, Senegal’in Afrika şampiyonu kimliği ve Irak’ın 40 yıllık özlemi, bu grubu izlenmesi zorunlu bir futbol şölenine dönüştürüyor. Philadelphia, New Jersey, Massachusetts ve Toronto’daki stadyumlar, bu dört farklı ekolün mücadelesine tanıklık ederken; futbolun evrensel dilinin ne kadar birleştirici ve heyecan verici olduğunu bir kez daha tüm dünyaya gösterecek.